dini içerikli kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dini içerikli kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2011 Çarşamba

Canla Ba(ğı)şla - Senai Demirci


ah bu benn.. yine buralara uğramayalı ne çok zaman olmuş.. en son bitirdiğim kitaptan bahsedip yeniden siftah etme zamanı..
senai demirci benim için ilginç bir konumda.. kendisini bir iki kez izledikten/dinledikten sonra, artık izleyemez/dinleyemez oldum ama kitaplarını halen severek okuyorum, okumaya da devam edeceğim gibi görünüyor..

bir kere çok güzel bakıyor.. o kadar etkileyici yerlerden yakalıyor ki konuyu, ben bunu nasıl hiç düşünemedim diyorsunuz.. ve bu düşündüklerini öyle iyi bir üslupla aktarıyor, kelimeleri kendine has tarzıyla nasıl inci gibi diziyor, anlatılmaz okunur.. hoş bazen kelime oyunları fazlalaşınca negatif bir etki de bırakıyor ama, genele kıyasla azınlıkta kaldığından aldığınız lezzeti fazla etkilemiyor..

Canla Ba(ğı)şla vermek üzerine bir kitap.. alt başlığı da 'çoğaltma telaşından paylaşma yarışına'.. bir kere, sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerin hiç birine aslında sahip olmadığımızı, hepsinin emaneten verildiğini bütün kitapta ince ince işliyor.. genel başlıkların yanı sıra, sadaka ve zekatla ilgili bildiklerimizi de ayrı başlıklarda çok güzel irdeliyor.. bu başlıklardan bir kaç örnek verecek olursam, 
'sadakanın uzattığı ömür ne kadar?
'az sadaka'nın kaldırdığı 'çok bela' hangisidir?
şükür nimeti ne kadar ziyadeleştirir?
darlıkta veremeyen varlıkta niye veremez?

kitapta altı çizilesi cümle o kadar çok ki, ben sadece bir iki tane alıntılamakla yetineceğim..

'Ölmekle her şeyi yitiriyor değilsin.Yaşamakla da her şeye sahip oluyor değilsin. Mülk O'nundur; senin değil...
Sana her şeyi terk ettiren ölüm, bildiğin ölümlerden bir ölüm değil... Seni her şeye sahip eyleyen hayat da, o bildiğin hayatlardan değil. Ölüm de ödünç, hayat da. Ölmek de şimdilik. Yaşamak; zaten şimdilik.'

'Hiç yoktan bizi 'şah damarımdan bile yakın'lığına layık görmüşse Allah, biz şimdi neyimizi eksik biliriz ki?
Yoksa 'Allah bize yeter!' değil mi?'
 'Sadaka verdiklerimiz sadaka veriyor bize. Rabbimize sadakatimizi görünür kılıyorlar sadakaya muhtaç halleriyle. Zekatımızı ayırdıklarımız, zekat veriyorlar bize. Bencillik kirinden temizliyorlar kazandıklarımızı.Bizde olanın bize verildiğini unutmamızı engelleyerek, bizi asıl itilmişlikten kurtarıyorlar.'
 

kesinlikle okunmaya değer, hatta okunduktan sonra da ara ara açılıp tekrar okunacak bir kitap..

muhabbet ile..

13 Haziran 2011 Pazartesi

Yolda - Emine Kutub


fotoğraftan da belli olduğu gibi elimdeki kitap oldukça eski.. kaç yılında basılmış olduğu yazılmamış olacak kadar hem de :) ama sanırım 70li yıllarda basılmıştır, çünkü ilk basımı 1969 yılında gerçekleşmiş, bu ise 4. baskısı.. ama şu an için baskıları tükenmiş, yeni basımda yapılmıyor, ancak çeşitli internet sitelerinde 2. el olarak alınabiliyor.. bendeki kitap da bana ait değildi zaten, amcamın kızının eşinden ödünç aldığım kitaplardan biriydi bu da... ama ne ödünçlük? kitaplarını okumak için vermeyi sevmeyenlerin aklı hayali duracak şekilde hem de :) şöyle ki, kitap türkiyede ödünç alınmış ve sanırım beş seneden beri benimle birlikte almanya'da.. bu kitapla birlikte bir kaç kitap daha vardı, onları okuyup verdim, ancak bunu henüz okuyamadığımdan vermemiştim.. bir dahaki türkiye'ye gidişimde bu kitap da sahibine kavuşacak inşaallah :) ha bu arada aldığım kitapları geri vermkete her zaman bu kadar uzun vadeli davranmam tabii ki.. bu zeki hocayla olan muhabbetimizden kaynaklanan bir durum sadece :)

gelelim kitabın içeriğine.. hiç de öyle beş sene bekleyecek bir kitap değilmiş, başlayınca 3 gün içinde bitiverdi :) kitap 11 hikayeden oluşuyor.. tercümenin maalesef pek iyi olmadığını belirtmeliyim.. keyif almak bir yana, bazen anlamayı zorlaştıracak kadar yetersizdi ne yazık ki..

emine kutub bir dava insanı, doğal olarak hikayelerinin çoğu da bu doğrultuda.. bu yüzden 'yolda', edebi bir eserden ziyade ideolojik bir eser.. hikayelerinin çoğunda düşünce yolculuklarıyla Allah'a iman esası ve existanyalizmle mücadele var.. buradan da o dönemde varoluşçuluğun mısır'da çok etkili olduğunu çıkarabiliriz sanırım.. bunun dışında fakirlik, aşk, umut ve acı gibi konuları işlediği hikayeleri de mevcut.. özellikle bir kaçının beni çok etkilediğini söylemeliyim.. mesela hihayenin birinde zengin çocuğunun, üstü pasaklı  olan ve çıraklık yapan fakir çocuğa doğru giden köpeğini uyarması ve  'yaklaşma, o pis' demesi.. sonra bir diğerinde ailesinin geçimini sağlamak için yıllarca şehre gidip çalışan.. dönmesine, umatlarının gerçeleşmesine ve nişanlısına ve ailesine kavuşmasına çok az kalan bir işçinin devrilen vagonun altında kalması ve bunun o ülkede hiç bir ehemmiyeti olmaması..

ama hikayelerden önce kitapta yer alan bir kısım var ki, işte bana ' iyi ki bu kitabı okumuşum' dedirten oydu.. İslam Şehidi Seyyid Kutub'un kardeşi Emine Kutub'a yazdığı mektup.. özellikle başlangıcı müthiş ve bunu  mutlaka alıntılamak istiyorum:


'Biz sadece kendimiz için yaşadığımız zaman, hayatın çok kısa olduğunu, dünyaya gelişimizle başlayıp gözümüzü yumunca biteceğini kabul ederiz.


Fakat biz, bizden başkaları için, yani idealimiz için yadaığımız zaman hayatın çok uzun ve geniş olduğunu, insanlığın başlangıcıyla başlayıp, biz bu dünyadan göç ettikten sonra, dünyanın sonuna kadar devam edeceğini görürüz. O zaman ferdi ömrümüzün kat kat üstünde kazançlar elde etmiş oluruz... Saatlerimiz, dakikalarımız uzar ve hayat artık senelerle değil duygularla ölçülür.'

ne mutlu kendisinden ziyade, ideali için yaşayanlara..

6 Haziran 2011 Pazartesi

Tarih Şuuru - İhsan Süreyya Sırma



Kitabı iki bölüm olarak inceleyecek olursak, yazar ilk bölümde; tarih ilmini kısaca tanıtıp, ilimler arasındaki konumunu belirtiyor. Tarih ilmiyle uğraşmanın zorluklarına ve de -ayetler ışığında- sorumluluklarına değinip, objektif tarihçiliğin pek mümkün olmadığını vurguluyor.
Sırma bu kitabında, klasik tarih anlayışından farklı olarak meseleyi dini bir çerçeve içinde ele alıyor ve diyor ki:  ‘Tarih, Adem (a.s)’ dan bugüne kadar, insanlar arasında vuku bulmuş ve Kesin Son’a kadar da vuku bulmaya devam edecek olan bu mücadelenin -inanmış insanlar ve Allah düşmanlarının mücadelesinin- değerlendirilmesidir.’ Bu genel girişin ardından Peygamber Efendimiz’in (sav) dönemi biraz daha yakından inceleniyor ve akabinde ikinci bölüm olarak nitelendirebileceğimiz, bazı tarihî olayların anlatıldığı ve yorumlandığı kısım başlıyor. Bu kısımda incelenen olaylara örnek olarak ‘Uhud Savaşının Verdiği Ders’, ‘Münafıklar Camisi’ ve ‘Hz.Peygamber (sav) Devrinde Basın’ başlıklarını verebiliriz. Yazar bu kitapta genel olarak İslam’ın savaş algısı üzerinde özellikle duruyor ve yer yer kızgın üslubuyla dikkat çekiyor. Anlatım olarak birinci bölüm olarak tarif ettiğimiz genel giriş kısmı pek akıcı olmasa da, tarihî kıssaların anlatıldığı bölümden itibaren oldukça akıcı bir anlatım hakim. Yazar kitabında İslam Tarihi’ni baştan sona anlatmaktan ziyade belli olayları seçip onlar üzerinden okuyucuda tarıhî bir şuur oluşturmaya çalışmış. Bu yüzden ‘Tarih Şuuru’nu İslam Tarih’ine tadımlık ve fakat şuurlu bir bakış olarak nitelendirebiliriz.

not: yazının yukarıdaki halini, kısıtlı bir grup için hazırlanmış bir dergi için yazdım.. e hazır yazmışken blogumda da eksik olmasın dedim ve ekleyiverdim ;)

30 Ocak 2011 Pazar

Muhabbet Olsun - Sema Maraşlı


eveeet.. çoktandır okuduğum kitaplarla ilgili yazamıyordum.. nihayet fırsatını bulabildim ve son bitiridiğim kitapla ilgili görüşlerimi yazabiliyorum..

nişanlı bir kız olarak evlilikle ilgili okumalara devam :) 'Muhabbet Olsun' Sema Maraşlı'nın daha çok evli çiftlerin sorunlarına yönelik bir kitabı.. ama sanırım benim yaptığım gibi henüz evlenmeden ve sorunlar oluşmadan okumak da faydalı :)

kitap efsane aşıklar 'Ferhat ile Şirin' in evliliklerinde yaşadıkları sorunlardan dolayı Sema Maraşlı'ya danışmalarıyla başlıyor.. fikrimce tarihe mal olmuş aşıkları böyle yansıtmak biraz acımasızca, ama sanırım Sema Maraşlı böyle yaparak en büyük aşkların bile bu tarz sorunlarla karşılaşabileceğini vurgulamak istiyor.. 

sonrasında yazar 'Muhabbete hizmet gerek' diyerek, muhabbet için her iki tarafın da adım atması gerektiğini söylüyor.. en önemli nokta ise şu: herkes kendi adımlarından sorumlu, karşı tarafın adımları takip edilmeyecek, çünkü bu, beklentikerin oluşmasına neden olur ve adımlar sonuçsuz kalabilir.. yazar her hafta bir adım olmak üzere, önce Şirin'in atacağı 25 adımı, sonra da Ferhat'ın 15 adımını onlarla konuşarak, sohbet havasında bizlere tanıtıyor.. adımların kimi hemen uygulanabilecekken kimisi uzun vadede ancak hayata geçirilebilecek şeyler..

ben kimi zaman yazdıklarını kabullenmekte zorlandım, bazı yorumlarını ilk etapta üstünkörü ve sığ buldum.. ama  biraz düşünüp, etrafımdaki evlilikleri incelediğimde, söylediklerinde genel itibariyle haklı olduğunu kabullenmek zorunda kaldım.. 

yazar, evlilik konusunda sağlam gözlemleri olan ve bu konuda çok dert dinleyen biri olduğundan pratik değeri azımsanmayacak bir kitap çıkarmış ortaya.. ama şunu da unutmamak lazım ki her çiftin ilişkisi biriciktir.. böyle kitaplar farklı bakış açıları kazandırmakta ve karşı tarafı anlamakta ne kadar yardımcı olsa da her tavsiye bizim ilişkimizde işe yarayacak diye birşey yok.. ayrıca tavsiyeleri 'taktik' e dönüştürüp ilişkideki samimiyeti zedelememeye de dikkat etmek lazım diye düşünüyorum..

ve kitaptan bir kaç alıntı:

'Sevmeyi bilen kendi hoşuna gittiği gibi değil, sevdiğinin hoşuna gittiği gibi sevebilendir. Sevmek, sevdiğimiz için içimizden gelmeyen şeyi yapabilmektir'

'Erkekler hatalarını itiraf etmeyi ve özür dilemeyi bir güç kaybı ve zayıflık gibi algıladıkaları için özür dilemekten ve hatalarını kabul etmekten kaçınıyorlar. Oysa erkek, hatasını kabul ettiğinde karısının gözünde yücelir. Kadın için bu sevgi itirafıdır.'

'Düşünmek sevgi demektir.'

'Bence evlilerin evlilik yıldönümü, doğum günü gibi özel günlerinden daha önemlisi özel zamanlarıdır. Bir karı kocanın en özel zamanı günde iki kezdir. Ayrılma ve kavuşma anları. Sabah ve akşam. Bu vakitlerde gösterilecek güleryüz çok önemlidir.'

çok basit ve akıcı bir dille yazılmış, her bölümde fıkra ve nüktelerle desteklenmiş bu kitap çok çabuk okunuyor.. bu tarz kitapları okumayı seviyorsanız tavsiyemdir efendim ;)

muhabbet ile..



16 Aralık 2010 Perşembe

kalbin kilitleri..


Kilitler türlü türlüdür. Dünya sevgisi, dünyayi ahiretten üstün tutmak bir kilittir. Ölümü unutmak bir kilittir. Kur'an'i terk etmek bir kilittir.. Allah'i az zikretmek bir kilittir. Nefis muhasebesi hususunda zayif davranmak bir kilittir. Sadaka vermeyi terk etmek bir kilittir. Bildigiyle amel etmemek bir kilittir. Gaflet ehliyle cokca oturup kalkmak bir kilittir. Vakti yararsiz islerde harcamak bir kilittir. Farzlari eda etmemek bir kilittir. Baskalarina zulmetmek bir kilittir. Nafile ibedetlerini yerine getirmeyi aliskanlik haline getirmemis olmak bir kilittir. Bütün günahlar birer kilittirler. Kilitler türlü türlüdür. Sekil ve hacimleri farklidir. ama hapsi de ayni islevi görür.

'Kalbin Allah'in sözlerini düsünüp anlamasini engellemek..'

diyor Abdülhamid Bilali 'Davetcinin Egitmi ve Ahlaki' kitabinda..

ruhsuz namazlarimizin, 2 dakikada yerini dünya düsüncelerine birakan tefekkürlerimizin, hic üzerimize alinmadigimiz Kur'an okumalarimizin carpici bir aciklamasi degil midir bu?

merak ediyorum isittigimiz bir hakikat kac kilidi asarak kalbimize ulasabilir? ya da kacinci kilitte tökezleyip kalir yari yolda?

ve herseyden önemlisi kilit üstüne kilit vurdugumuz bu kalbi kurtarmak icin bir isik var mi acaba?

18 Kasım 2010 Perşembe

nihayet kitap içerikli bir mim..

hani şu kitaplığın karşısına geçip, gözlerini kapatıp bir kitabı seçip 55.sayfasından bir paragraf paylaşılan bir mim vardı ya.. çok bekledim onu, gözüm mim postlarında kaldı acaba biri mimler mi diye ama gelmedi.. hatta bi ara yüzsüzlük yapıp kimse mimlemeden yazmayı bile düşünmüştüm :) neyse ki ona gerek kalmadan sevgili  sakar hafiye beni kitap içerikli başka bir konuyla mimledi de öyle birşeye girişmek zorunda kalmadım :) şimdiki mimde kitap seçimi  tercihimize bırakılıp beğendiğimiz bir cümleyi paylaşmamız isteniyor bizden.. ben de şu anda okuduğum ve içinde bir sürü beğendiğim cümle bulunan 'Kıl Beni Ey Namaz' kitabından bir cümle paylaşıcam inşaallah..


'Gösterişsiz bir yöne dönersin yüzünü; ışıktan yolları yoktur şehrin kıblesinin ama ışıldatır'

ben de bu güzel mim'i bloglarını severek takip ettiğim;
ve tedirginruhcikolatacisi ' na gönderiyorum..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...