11 Haziran 2011 Cumartesi
istanbul sazendeleri..
dört yıl önce videonun kaydedildiği programda canlı dinlemiştim bu parçayı.. ondan beri de -kötü ses kalitesine rağmen- açar, ara ara dinlerim :)
dinlerken türkiyedeyim, istanbul sokaklarında.. rengarenk pazarlar, çarşılar.. kocaman gülümseyen insanlar.. mutlu bir telaş ve daha neler.. ben benden uzakta neşeleniyorum bu eserde :)
ah bir de parçanın ismini bilsem, daha kaliteli bir versiyonunu bulabilsem.. çok çok güzel olacak :)
9 Haziran 2011 Perşembe
İki Darbe Arasında-İskender Pala
okuyup bitireli epeyce zaman oldu, ancak yazmak bugüne nasipmiş.. öncelikle gerçekten beğendiğimi ve zevkle okuduğumu söylemek istiyorum..
iskender pala bu kitabında deniz kuvvetleri'nde geçirdiği bir on beş yılını anlatıyor.. 12 eylül darbesinden hemen sonra başlayan ve 28 şubat post modern darbesinden kısa süre önce son bulan on beş yıl.. askeri hayatı, o dönemdeki bir çok askerin başına geldiği gibi düzmece dosyalarla haksız yere ordudan ihraç edilerek son buluyor.. sonrasında ise hepsi için çok zor günler başlıyor.. biz bu günlerin iskender pala için ne denli zor geçtiğini kitabından okuyoruz, diğerlerini ise bunun üzerinden tahayyül etmeye çalışıyoruz.. iskender pala ki, doçentlik titrına sahip, çevresi oldukça geniş bir insanken, askeriyede olduğu dönemde bir sürü üniversiteden teklif alırken, o zor dönemde sadece 3 kişinin desteğini hatırlıyor.. kim bilir diğerleri ne hallere düşmüştür diye düşünmeden edemiyor insan..
on beş yılda neler yaşamış? bir sürü ilginç anı, epeyce haksızlık ve ön yargı.. bunun sonucu -ilk ataması hariç- tam on bir tayin.. kitabı okurken pala'nın bilgisine ne kadar güvendiğini görüyor ve zaman zaman megalomanca da buluyordum açıkçası.. hatta kendisi de bu konuda biraz özeleştiride bulunuyor, bazen gereksiz yere basit inatlaşmalara girdiğinden bahsediyor..
bütün bunların dışında beni kitapta en çok etkileyen iki şey vardı..
birincisi iskender pala'nın azmi ve çalışkanlığı.. kendisi doktorasını ve doçentliğini askeriyedeyken yapıyor ve bu dönemde bir çok araştırma yapıp kitap da yazıyor.. öyle ki uzun zaman tatil nedir bilmeden, işten geldikten sonra akşamları odasına kapanarak, haftasonlarını da çalışarak geçirerek hem de..
ikincisi ise eşinin desteği.. aslına bakarsanız eşinin desteğini bir kez dile getirmiş kitabında, daha fazla değil.. ama kitabı okuduğunuzda iskender pala'nın bu denli çalışabilmesini ve üretebilmesini ancek eşinin olağanüstü desteğiyle gerçekleştirmesinin mümkün olduğunu görüyorsunuz.. bir insan sürekli çalışıyorsa ve ailesiyle birlikte tatil yapmayı bile çok erteleyebiliyorsa ve yine de üretken olabiliyorsa o evde müthiş bir destek ve huzur ortamı var demektir.. bu açıdan evliliklerine gerçekten gıpta ile baktım..
sonuç itibariyle okunmasını kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap :)
muhabbet ile..
6 Haziran 2011 Pazartesi
Tarih Şuuru - İhsan Süreyya Sırma
Kitabı iki bölüm olarak inceleyecek olursak, yazar ilk bölümde; tarih ilmini kısaca tanıtıp, ilimler arasındaki konumunu belirtiyor. Tarih ilmiyle uğraşmanın zorluklarına ve de -ayetler ışığında- sorumluluklarına değinip, objektif tarihçiliğin pek mümkün olmadığını vurguluyor.
Sırma bu kitabında, klasik tarih anlayışından farklı olarak meseleyi dini bir çerçeve içinde ele alıyor ve diyor ki: ‘Tarih, Adem (a.s)’ dan bugüne kadar, insanlar arasında vuku bulmuş ve Kesin Son’a kadar da vuku bulmaya devam edecek olan bu mücadelenin -inanmış insanlar ve Allah düşmanlarının mücadelesinin- değerlendirilmesidir.’ Bu genel girişin ardından Peygamber Efendimiz’in (sav) dönemi biraz daha yakından inceleniyor ve akabinde ikinci bölüm olarak nitelendirebileceğimiz, bazı tarihî olayların anlatıldığı ve yorumlandığı kısım başlıyor. Bu kısımda incelenen olaylara örnek olarak ‘Uhud Savaşının Verdiği Ders’, ‘Münafıklar Camisi’ ve ‘Hz.Peygamber (sav) Devrinde Basın’ başlıklarını verebiliriz. Yazar bu kitapta genel olarak İslam’ın savaş algısı üzerinde özellikle duruyor ve yer yer kızgın üslubuyla dikkat çekiyor. Anlatım olarak birinci bölüm olarak tarif ettiğimiz genel giriş kısmı pek akıcı olmasa da, tarihî kıssaların anlatıldığı bölümden itibaren oldukça akıcı bir anlatım hakim. Yazar kitabında İslam Tarihi’ni baştan sona anlatmaktan ziyade belli olayları seçip onlar üzerinden okuyucuda tarıhî bir şuur oluşturmaya çalışmış. Bu yüzden ‘Tarih Şuuru’nu İslam Tarih’ine tadımlık ve fakat şuurlu bir bakış olarak nitelendirebiliriz.
not: yazının yukarıdaki halini, kısıtlı bir grup için hazırlanmış bir dergi için yazdım.. e hazır yazmışken blogumda da eksik olmasın dedim ve ekleyiverdim ;)
5 Haziran 2011 Pazar
monna rosa
şiir de, ses de, yorum da, müzik de mükemmel ötesi..
monna rosa'yı rahmetli sacit onan'dan daha iyi yorumlayana rastlamadım.. müzikse sanki bu şiir için bestelenmiş gibi..
ve dolayısıyla tekrar tekrar dinlenesi olağanüstü bir çalışma..
Şiir: Sezai Karakoç
Yorum: Sacit Onan
Müzik: Metin/Kemal Kahraman -Ferfecir
9 Mayıs 2011 Pazartesi
şu an elimdeki..
bu yılım kitaplar konusunda biraz bereketsiz geçiyor maalesef.. 10. kitabımı okuyorum henüz.. şu durumda haftaya kaç kitap düştüğünü hesaplamak dahi istemiyorum.. başlayıp bitiremediklerimin yanı sıra, elimde sürüne sürüne zor biridiklerim de oldu, derken böyle bir tablo çıkıverdi ortaya.. neyse maziyi fazla karıştırmaya gerek yok anımıza dönelim efendim :)
yaşanmışlıklara şahitlik hep cezbetmiştir beni.. bir hayatı okumak.. acısıyla, tatlısıyla, umuduyla, coşkusuyla.. belki bazen yeterince objektif değil, belki bazen fazlaca öznel yargılarla bezenmiş.. ama bizim hayatlarımızdan bir hayat işte.. ve bizim de geçtiğimiz zamanlardan geçilmiş.. o yüzden bu tarz kitapları ne kadar severek okuduğumu, imkanı yok tarif edemem..
'iki darbe arasında' da iskender pala'nın bir 15 yılını anlatan bir kitap.. şimdilik sürüklüyor beni.. zaman zaman zaten bildiğim şeylere bile hayret ettiriyor.. güzel cümlelerin altını çizdiriyor.. ve beni bambaşka bir hayata daldırıyor.. keyifle okumaya devam ediyorum :)
ve bir iki alıntı :
'Bilemezdim ki iyiliğin bilgisine sahip olmayanlara diğer bütün bilgiler zarar verir. Bilemezdim ki bilgi, bilgisizleri acıtır..'
'Rekabet ürünlerde en iyiyi, ama insanlarda en kötüyü ortaya çıkarıyordu.'
'Bazı insanlar vardır onlarla dost kalabilmek için daima sizi geçmelerine müsaade etmeniz gerekir, eğer dostlarınızı geçecek olursanız, artık kendinize başka düşman istemeyin.'
muhabbet ile..
7 Şubat 2011 Pazartesi
30 Ocak 2011 Pazar
Muhabbet Olsun - Sema Maraşlı
eveeet.. çoktandır okuduğum kitaplarla ilgili yazamıyordum.. nihayet fırsatını bulabildim ve son bitiridiğim kitapla ilgili görüşlerimi yazabiliyorum..
nişanlı bir kız olarak evlilikle ilgili okumalara devam :) 'Muhabbet Olsun' Sema Maraşlı'nın daha çok evli çiftlerin sorunlarına yönelik bir kitabı.. ama sanırım benim yaptığım gibi henüz evlenmeden ve sorunlar oluşmadan okumak da faydalı :)
kitap efsane aşıklar 'Ferhat ile Şirin' in evliliklerinde yaşadıkları sorunlardan dolayı Sema Maraşlı'ya danışmalarıyla başlıyor.. fikrimce tarihe mal olmuş aşıkları böyle yansıtmak biraz acımasızca, ama sanırım Sema Maraşlı böyle yaparak en büyük aşkların bile bu tarz sorunlarla karşılaşabileceğini vurgulamak istiyor..
sonrasında yazar 'Muhabbete hizmet gerek' diyerek, muhabbet için her iki tarafın da adım atması gerektiğini söylüyor.. en önemli nokta ise şu: herkes kendi adımlarından sorumlu, karşı tarafın adımları takip edilmeyecek, çünkü bu, beklentikerin oluşmasına neden olur ve adımlar sonuçsuz kalabilir.. yazar her hafta bir adım olmak üzere, önce Şirin'in atacağı 25 adımı, sonra da Ferhat'ın 15 adımını onlarla konuşarak, sohbet havasında bizlere tanıtıyor.. adımların kimi hemen uygulanabilecekken kimisi uzun vadede ancak hayata geçirilebilecek şeyler..
ben kimi zaman yazdıklarını kabullenmekte zorlandım, bazı yorumlarını ilk etapta üstünkörü ve sığ buldum.. ama biraz düşünüp, etrafımdaki evlilikleri incelediğimde, söylediklerinde genel itibariyle haklı olduğunu kabullenmek zorunda kaldım..
yazar, evlilik konusunda sağlam gözlemleri olan ve bu konuda çok dert dinleyen biri olduğundan pratik değeri azımsanmayacak bir kitap çıkarmış ortaya.. ama şunu da unutmamak lazım ki her çiftin ilişkisi biriciktir.. böyle kitaplar farklı bakış açıları kazandırmakta ve karşı tarafı anlamakta ne kadar yardımcı olsa da her tavsiye bizim ilişkimizde işe yarayacak diye birşey yok.. ayrıca tavsiyeleri 'taktik' e dönüştürüp ilişkideki samimiyeti zedelememeye de dikkat etmek lazım diye düşünüyorum..
ve kitaptan bir kaç alıntı:
'Sevmeyi bilen kendi hoşuna gittiği gibi değil, sevdiğinin hoşuna gittiği gibi sevebilendir. Sevmek, sevdiğimiz için içimizden gelmeyen şeyi yapabilmektir'
'Erkekler hatalarını itiraf etmeyi ve özür dilemeyi bir güç kaybı ve zayıflık gibi algıladıkaları için özür dilemekten ve hatalarını kabul etmekten kaçınıyorlar. Oysa erkek, hatasını kabul ettiğinde karısının gözünde yücelir. Kadın için bu sevgi itirafıdır.'
'Düşünmek sevgi demektir.'
'Bence evlilerin evlilik yıldönümü, doğum günü gibi özel günlerinden daha önemlisi özel zamanlarıdır. Bir karı kocanın en özel zamanı günde iki kezdir. Ayrılma ve kavuşma anları. Sabah ve akşam. Bu vakitlerde gösterilecek güleryüz çok önemlidir.'
çok basit ve akıcı bir dille yazılmış, her bölümde fıkra ve nüktelerle desteklenmiş bu kitap çok çabuk okunuyor.. bu tarz kitapları okumayı seviyorsanız tavsiyemdir efendim ;)
muhabbet ile..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

